METE HAN'ın 20 Bin Türk İle 300 Bin Çinliyi Dize Getirişi

Sınırımız yok bizim
Durma noktamız yok
Gök çadırımız
Güneş bayrağımızdır bizim (METE HAN)

Metehan eğer okunu bir yöne yöneltirse emrindeki askerlerin hepsi o hedefe ok atar ve hemen yok ederdi. Bir gün okunu en sevdiği atına çevirdi askerlerinden bazıları tereddüt etti. Bunun üzerine okunu sırayla tereddüt edenlerin üzerine çevirdi. Atına ok atmakta tereddüt eden askerlerin hepsi atılan oklarla öldürüldü. Böylece emirlerinin tartışılmazlığını da perçinledi. Bir gün emrinde demir disipliniyle yetiştirdiği 10.000 askeri varken okunu ava çıkan babasının üzerine çevirdiğinde askerlerinden hiç biri tereddüt etmemiştir. Metehan öz babasına Çinli üvey annesini ve kardeşlerini öldürüp M.Ö 209 yılında tahta çıktı ve kağan oldu. Türk tarihinde büyük bir başlangıca imza atan Metehan ilk modern devlet ve ordu anlayışını getirmiş millet ve vatan sevgisinin kutsallığını ortaya koymuştur.Orduyu 10’luk 100’lük 1000’lik birliklere ayırarak bir ilki gerçekleştirmiştir.

Mete Han'ın tahta çıktığı yıl olan M.Ö 209 Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kuruluş yılı olarak kabul edilir.

Bozkır kavimleri siyasi bakımdan fetih yapamayacak yapsa bile yönetemeyecek kadar örgütlenmeden yoksundular. Metehan birbirleriyle anlaşamayan ve geçinemeyen göçebeler üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde birleşme baskısı oluşturmuş ve nitekim başarılı olmuştur. Bu birlik Çin’in Asya’daki üstünlüğünün sonu demekti. Mete’nin kurduğu bu bozkır imparatorluğu Çin’in korkulu rüyası haline gelmiştir. Güney Batı’daki komşuları olan Tung-hu yani Moğollar Metehan’ın babası Teoman’a ait bir atı elçi vasıtasıyla istemişler ve Metehan; “ben nasıl bir atı komşu devletten üstün tutabilirim“ diyerek atı elçiye teslim etmiştir.

Moğollar Metehan’ın kendilerinden çekindiğini düşünüp daha ileri gitmişler ve Metehan’dan karısını istemişler. Metehan; “ben nasıl olur da eşim ’de olsa bir kadını komşu devletten üstün tutabilirim” diyerek savaşmak yerine karısını elçiyle göndermiştir. Moğol hükümdarının istekleri bitmek bilmiyordu bu seferde iki devlet arasında konunulmayan çorak bir araziyi istila ederek  “ben bu toprak parçasına sahip olmak istiyorum“ diyerek burayı Metehan’dan istemiştir. Bunun üzerine sinirlenen Metehan “devletin malı olan bir toprağı nasıl verebiliriz? “Diyerek toprak verilebilir düşüncesine sahip olan danışmanlarının başlarını vurdurtmuştur.

Bu tavır tüm Türk talihi boyunca Türk devlet anlayışının temelini oluşturmuştur. Artık bundan sonra yüzyıllar boyunca unutulmayacak olan büyük ve çok kanlı Moğol ve Hun savaşı başlamıştı. Hunların ani baskını karşısında Moğollar kendilerini savunmaya fırsat bile bulamadan nerdeyse imha edildiler. Moğol dünyası saf dışı bırakılınca Doğu’da Hunların karşısında hiçbir engel kalmamıştır. Metehan Çin ile savaşmadan önce arkasını sağlama almak istiyordu, bu nedenle kuzey ve kuzey doğusundaki akraba Türk topluluklarını bir bayrak altında toplayarak devleti bir imparatorluk haline getirmiştir.

Böylece Altay dağlarının batısı hariç bütün orta Asya Metehan’ın hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. Artık önünde hiçbir engel kalmayan Metehan Çin üzerine yürümeye karar verir ve sefer başlar. Çin seddini aşar ve çinin kuzeyine girer. Bayiden kalesinin yakınlarında Çin ordusuyla karşılaşırlar, Hun ordusunun tamamı süvarilerden oluşmaktadır. Ve kuzeydeki kara ikliminden geldikleri için soğuğa hazırlıklıdırlar. Eldivenleri ve kış elbiseleri vardır. Çin askerleri ise halktan devşirilmiş piyadelerdir. Çin ordusunun sayısının bazı kaynaklarda 200.000 bazı kaynaklarda ise 350.000 olduğu Hun ordusunun mevcudunun ise 20.000 ile 40.000 arasında olduğu yazmaktadır. Metehan Çin ordusuna göz atmak için veziriyle birlikte yüksek bir tepeye çıkar.

Metehan orduya bir bakar ki Çin ordusu sayıca Türk ordusundan kat ve kat fazladır. Bunun üzerine düşünceli bir hale bürünür, veziri Metehan’ın geri çekileceğini düşünerek “bu kadar askerle nasıl baş edeceğimizi mi düşünüyorsunuz efendim?” diye sorar. Metehan tarihe geçecek o sözü söyler : “ Hayır ,bu kadar Çinliyi nereye gömeceğimi düşünüyordum “ der . Metehan kısa bir çatışmadan sonra birliklerini hızla geri çeker bu Metehan’ın kurduğu tuzağının ilk parçasıdır. Metehan süvarilerini hızla geri çekerek Çinlilerin elinden kaçtığı izlenimi uyandırır. Çinli askerler yüksek dağlarda geri çekilme taktiği uygulayan Hun’ları kovalarken soğuğun pençesine düşerler. Binlerce Çinli okçunu parmakları donar ve askeri gücünün önemli bir kısmı savaşamaz  hale gelir.

İmparator telaşlanır, zira önünde iki seçenek vardır. Ya Hunların elini kolunu sallayarak gitmesine göz yumacaktır ya da yalnızca hızlı birlikleri yanına alıp Hunların peşine düşecektir. İmparator riskli olan ikinci yolu seçer Çin ordusu ikiye bölünür. İmparator küçük ama hızlı bir birliğin başında hunların peşine düşer. Geri çekilmekte olan Metehan aniden durup Çinlilerin üstüne saldırır. Çinliler bu beklenmedik hamle karşısında afallamıştır. Çinliler çok ağır bir yenilgiye uğrarlar.

Bayı denk savaşı Türkler tarafından tarih boyunca kullanılacak olan turan taktiğinin ilk örneğidir. İmparatorla beraber kaleye kaçan ordusu kuşatmaya daha fazla dayanamamış Çin İmparator’u Metehan’ın eşine  gizlice hediyeler göndererek rüşvet karşılığı yardım istemiş  ve eşi Metehan’ı ikna etmesini istemiştir.

Çinli tarihçiler her ne kadar Metehan’ın karısının etkisinde kalarak barışı kabul ettiğini söylese de Metehan Çinlilerin yüreğine korku salmıştı, fakat kendi gücünün bir sınırı olduğunun farkındaydı. Çin İmparatorunu sıkıştırdığı kuşatma uzun süre devam edemezdi, Çin ordusunun geriden gelen büyük kısmı vardı ve kendisini boşuna tuzağa düşürmemek için Çin İmparatorunun barış teklifini kabul etti. Metehan bir avuç süvari ile Çin’i işgal etmeye kalkışmayacak kadar geçekçi bir liderdi.

Metehan psikolojik yıpratma taktiğini sonuna kadar uyguladı, anlaşmadan sonra Çin İmparatorunun kaleden çıkmasına izin verdi ancak Çinlilerin geçeceği yolun iki yakasına askerlerini yerleştirip okları Çin İmparatoruna çevirtti, İmparator bu korkuyu hayatı boyunca unutmayacak ve Metehan’ın tüm tehditlerine boyun eğecekti. Metehan daha sonra da Çin’e keyfi akınlar düzenleyip düşmanın yüreğine bıraktığı korkuyu tazelemeyi ihmal etmedi.

Çin imparatoru Metehan la uğraşamayacağını anladı ve bir plan yaptı, planın esasları şöyledir; imparatorun kızı Mete’ye eş olarak verilmeli ayrıca her yıl vergi olarak değerli hediyeler gönderilmeli böylece doğacak çocuklardan birisi veliaht olacak ve Metehan’ın yerine geçecek böylece hunlar kontrol altına altına alınabilecekti. İmparator hemen bir elçiyi Metehan’a gönderdi ve Metehan ile  M.Ö 197’de bir dostluk ve barış anlaşması imzalandı. Bu anlaşma Orta Asya tarihinde bilinen ilk milletler arası anlaşmadır. Bu anlaşmadan sonra Metehan kendisine gönderilen Çinli prenses ile evlenmiş Çin’i yıllık vergiye bağlamış ve uzun sürecek ticari ve barış sürecine geçilmiştir.